Ekonomik Daralma İş Sağlığı ve Güvenliğini Tehdit Ediyor

İş yeri sahipleri artan ekonomik zorluklar karşısında ilk önce iş yeri güvenliği personelinin maaşlarını kesmek, diploma kiralamak veya uzman personeli işten çıkarmak gibi uygulamalara yönelerek çalışanların sağlığını tehdit eden yöntemlere başvurabiliyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) tarafından açıklanan ekonomik verilere göre Türkiye geçen yılın son çeyreğinde yüzde 3 küçüldü. Sadece konut satışlarını inceleyecek olursak, Ocak ayı verilerindeki yüzde 18’ lik düşüş, ekonominin lokomotifi kabul edilen İnşaat Sektörünün de iyi durumda olmadığını gösteriyor.

Finansal zorluklar ve ekonomik daralma, şirketleri masraf yönetiminde yanlış uygulamalara itebiliyor. Bunların en başında da masrafları iş sağlığı ve güvenliğinden kesmek var.

Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği

Türkiye’de ki firmalar 2017 yılından bu yana iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekiminden hizmet almak zorunda. Çeşitli yurt dışı araştırmalarında liste sonlarında çıkan Türkiye İş Sağlığı ve Güvenliği rakamları, şirketlerde eğitimli uzman personel çalıştırılmaya başlandıktan sonra biraz da olsa düzelme gösterdi.

Tüm düzenlemelere rağmen sorun hala çok büyük ve iş yeri sahiplerinin kişisel önlemlerine bırakılamayacak kadar ciddi bir boyutta. İş Sağlığı ve Güvenliği Çalışanları Sendikası Ankara Şube Başkanı Ergün Seydim’ in açıklamasına göre Türkiye, ölümlü işçi kazalarında Dünya’ da üçüncü, Avrupa’ da ise birinci sırada.

Çalışanların Eğitimi

Meslek hastalıkları, genel ve ölümlü kazaların önüne geçmek için çalışanların da mutlaka iş güvenliği eğitiminden geçmeleri gerekiyor. İş yerinde sadece tıbbi ve önleyici tedbirler alarak kazaların önüne geçmek mümkün değil. Personelin düzenli olarak bilinçlendirilmesi ölümlü iş kazalarının engellenmesinde önemli bir faktördür.

Ekonomik Sorunlar

Bazı firmalar iş yerinde güvenliği gerçekten sağlamak yerine uzmanlarla anlaşma yaparak, diploma kiralama gibi yöntemlere başvuruyorlar. Böylece daha düşük bir meblağ ödeyerek şirketlerinde uzman çalıştığını gösterebiliyorlar. Fakat, bu uzmanlar şirketlere neredeyse uğramıyor ve sonuçta önlemler ve personel eğitimi sağlanamıyor.

Şirketler iş güvenliğini ekstra bir masraf olarak görürlerse, çalışan uzmanlara düşük ücret vermeye çalışıyorlar. Tüm bunlar, çalışanlar için tehlike oluşturuyor ve özellikle de yüksek tehlike sınıfına mensup iş yerlerinde risk değerini oldukça arttırıyor.

Ekonomik zorluklar ne kadar yıpratıcı olursa olsun, iş yeri güvenliği ve sağlığı işletmelerin birinci önceliği olmak durumunda, aksi takdirde üzücü sonuçları engellemek mümkün gözükmemektedir.